Gönüllü Projeler

TheHome Workshops'ın sunduğu Gönüllü Projeler'e ulaşmak için tıklayın!

Aile Dizimi: Ölümler, Fail – Kurban İlişkisi, Toplumsal Çatışmalar

Bert Hellinger ile yapılan röportajının üçüncü bölümü:

Talihsizliği ya da ölümü aileye avantaj ve kazanç olarak dönenlere örnek verebilir misiniz?

Büyük servet kazanmış olanların soyundan gelen insanların dizimlerinde, sadece ailedeki olaylarla açıklanamayan, özellikle torunların ve büyük torunların zor kaderleri dikkate değerdi. Bu servetin kazanılmasından dolayı acı çeken insanlar için temsilciler eklendikten sonra, fedakârlıklarının birkaç nasıl boyunca ailede etkili olmaya devam ettiği ortaya çıktı. Aynı durum, örneğin demiryolunun inşası sırasında veya petrol üretiminde ölen, işverenlerinin refahına katkıları kabul edilmeyen ve onurlandırılmayan işçilerin varlığında da geçerlidir.

Ailede biri öldürüldüyse ne olur?

Size bir örnek vereceğim. Bir süpervizyon grubundaydı; terapist bir danışan seçti. Baba karısını öldürmüştü, kızları kalmıştı ve şimdi kadının kız kardeşi onlara bakıyordu. İki çocuk çok üzgündü. Adamı, kadını, kız kardeşi ve iki çocuğu dizimde konumlandırdım. Kadın hemen korktu, korunmak için kız kardeşine döndü. Adam arkasını döndü, ayrılmak istedi. Karısını öldürdükten sonra aslında kendini de öldürmüştü bu yüzden gerçek sorunla yüzleşmelerini sağlamalıydım ve karısını getirdim. Hayatta olmadığını göstermek için yerde yatmasını istedim, şimdi olmuştu. Bu yüzden artık onu koruması için kız kardeşine gidemezdi. Ben de bu noktada gerçeği yeniden kurdum. Sonra adamı geri getirdim, karısına bakmasına izin verdim. Ona baktı ve hareket edemedi. Derin nefes almasını sağladım ve birden ağzından çıktı. Çok, çok derin bir acı. Muazzam bir acı. Sonra dizlerinin üzerine çöktü ve karısına baktı, ağladı. Ancak o zaman karısına gerçekten bakabildi. Sonra karısının yanında yatmasına izin verdim, çünkü gerçek buydu. O da ölmüştü. Ve sonra ikisi, çok derin bir aşkla birlikte hareket ettiler. Tuhaf olan şey şu, ondan sonra derin bir aşk içinde birleştiler. Diğer dizimlerde benzer deneyimler yaşıyorum, daha da travmatik olanlarında da, sonunda ikisi de ölü olduklarını anladıklarında, o zaman ölüyorlar… Birlikte hareket ediyorlar. Ölülerin birlikte hareket ettiği, birbirine karıştığı ve derin çok derin bir aşkla anlaşmaya vardıkları garip bir hareket. Şimdi bu hareket benim için ancak failler ve kurbanlar, kim olursa olsun, onların ötesinde, çok ötesinde sahte bir öfkenin hizmetindeyse mümkündür. Ve ancak hepsi bu daha büyük güce bakarsa, aralarındaki düşmanlık sona erebilir ve bu daha büyük gücün ruhunda çok alçakgönüllü hale gelirler. Hepsini birleştiren şeye daha büyük bir ruh diyorum ve benim bunun için aklımda daha iyi bir isim yok, ancak alanların ötesine geçiyor çünkü alan sabittir. Ruh, yönlendiren bir şeydir, tarihin ve kişisel yaşamın akışını yönetir ve biz bu ruha dâhiliz. Bireye bir ruhu varmış gibi bakmak yerine, bir ruhun parçası olarak bakılmalıdır.

Bu ruhun birkaç seviyesi vardır. Ön planda çok sert kanunlar, onun altında oldukça farklı bir şey vardır. Mesela bir aile kurabilirim, iki kişi ve ben hiçbir şey yapmıyoruz ve birdenbire bir güç tarafından yönlendiriliyorlar ve gerçek sorunla yüzleşiyorlar ve bu güç onları ön planda çalışan yasaların ötesine geçen bir çözüme yönlendiriyor. O ruha ulaşabilirsek, şifa gücüne ulaşırız.

Ama belki de karısını öldüren ve ardından intihar eden adamla yapılan dizim hakkında bir şey daha var. İki kız çok üzgündü ve biri nefretle doluydu. Oldukça açıktı ve bu kız bu nefretle bir katil olur. Babasına gitti, babasının yanına gitmek istedi. Diğeri farklı bir şekilde çok üzgündü. Kurban olmak istedi. Ve ebeveynlerinin yanında yatmalarına izin verdim. Onlarla birleştiler, sonra ayağa kalktılar; artık nefret yoktu, umutsuzluk yoktu. Ölümden uzaklaşıp artık onları rahat bırakıp hayata bakabilirlerdi, bu da orada bir çözümü temsil edebilirdi.

Ailenin bir ferdi fail olduğunda ne olur?

Failler ve kurbanlar söz konusu olduğunda, katiller kurbanlarıyla yüz yüze geldiklerinde kendilerini çok iyi, çok güçlü hissediyorlar… Ve sonra ailelerinde en zayıf olan kefareti üstleniyor. Aile diziminde, kurbanlarla karşı karşıya geldiklerinde, kurbanlar çok büyük ve katiller çok, çok küçük oluyor. Ve orada bu seviyede elde edilen bir tür dengedir ve eğer mümkün olursa, artık hayatta olanlar konuya dâhil olmazlar.

Bu bir çeşit şifa ritüelidir. Rahatsızlıklara neden olanın, canlıların, yalnızca ölülerin kendi aralarında başarabileceği bir şeyi kendi kendilerine üstlenmeleri olduğunu gördük. Yani şifa hareketi, yaşayanların ölülere bakmaları, bu hareketi yapmalarına izin vermeleri, onlara bir kez daha bakmaları, sonra dönüp geleceğe bakmaları olacaktır. Bu, başka bir seviyeye giden şifa hareketi olacaktır. Öyleyse ölülerin diyarına müdahale, yaşayanları rahatsız eder.

Katillerin soyundan gelenlerin, örneğin Nazi rejimi sırasında aile üyelerinden failler olanlarıni birçok aile diziminde torunların ve büyük torunların kurbanların yanında yatmak istedikleri açıktı, bu da güçlü bir intihar eğilimi tehlikesi anlamına geliyordu. Çözüm her iki grup için de benzerdi. Kurbanlar, onlara boyun eğmesi ve onlar için yas tutması gereken ailenin tüm üyeleri tarafından görülmeli ve kabul edilmelidir.

Daha sonra, faillerin yanı sıra ilk başta fayda sağlayanların da kurbanların yanına uzanmaları ve diğer aile üyelerinin de onların o diyara gitmelerine izin vermeleri gerekir. Ancak o zaman torunlar rahatlar. Ve sonra yaşayanlar belki birbirlerine farklı bir şekilde bakabilecekler.

İnsanlar iç savaşlara veya bu gibi durumlara karışırsa ne olur?

Aile dizimlerinde son zamanlarda yaptığım, zorlu tarihsel olaylarla ilgili olabilecek bir gözlem, ölü kurbanların ve ölü katillerin birbirleriyle yüzleşmesine izin verdiğimizde - aile diziminde bunun mümkün olduğu bir ortam kurabiliriz - bu durumda dışarıdan herhangi bir müdahaleye ihtiyaç kalmaz. Bir araya geldikleri bir hareket olacak ve yaşayanların haksız gördükleri veya kefaret gerektiren hiçbir şey ölüler için geçerli olmayacak. Onlar gerçekten bir ve eşit oldukları bir seviyede buluşuyorlar.

Bu dinamikleri İspanya'da, Brezilya’da son yaptığımız seminerlerdeki dizimlerde, Şili’de henüz bitirdiğimiz dizimlerde ve Arjantin’de “Plaza de Mayo'nun Anneleri” diye anılan grupla ilişkili olarak kurulan dizimlerde gördük. Santiago’da, "ortadan kaybolan" bir işçi sendikası liderinin kızı için kurulan dizimde gördünüz. Babası için bir temsilci ve diğer tüm kurbanları temsil edecek beş adam, faillerin şefi için bir temsilci ve tüm failleri temsil edecek beş adam seçmesini istedim. Sonra biz tek bir söz söylemeden, ölen kurbanlar arasında ne kadar acı olduğuna şahitlik ettik. 20 dakika kadar süren hareketti. Faillerine doğru uzanıp onlarla yüzleştiğini ve faillerin arasına karışarak huzur içinde ve ölü olarak birlikte yere uzandıklarını gördük. Faillerin şefinin son hareketi dikkate değerdi, yerde yattığı konumdan hareket etti ve ayakları kurbanların liderine dokunacak şekilde kendini yerleştirdi ve orada huzur içinde kaldı.

Ağır suçluluk ve ıstırap içeren şiddetli kolektif karmaşalarda, aile diziminin yaptığı şey derinden dokunaklı ve güçlü bir şekilde değişen bir uzlaşma yolu haline gelebilir.

Sistemik yönteminiz başka hangi alanlarda uygulanabilir?

Şu anda, alanı psikoterapiden uzağa genişletme ve başka birçok alanı dâhil etme eğilimi var, çünkü içlerinde dolanmaya yol açan sevgi düzeni dediğim şey, çözümlere götüren şekillerde uygulanabilir. Örnek olarak hapishanelerdeki çalışmalardan bahsediyorum.

Geçen yıl Londra’daydık ve üç cezaevinde çalıştık; yapılan işin mahkûmlar tarafından olumlu bir seklide karşılanması çok şaşırtıcıydı. Almanya'da şu anda bu çalışmanın hapishanelerde nasıl uygulanacağına dair araştırmalar yapılıyor. Benim önerim, önce katiller ve kurbanları ile çalışmamızdı, çünkü bu ekstrem bir vaka gibi görünüyor ve yasaları en iyi şekilde gösteriyor. Bence onlarla bu zor sorunları çözmenin yollarını bulup bir araya getirebilirsek, o zaman diğer alanlara daha kolayca yayılabilir.

Başka bir alan da okullardır. Öğretmenler bunu yapabilir, psikoterapist olmadan da uygulayabilir. Sosyal hizmette kolaylıkla uygulanabilir. 3 Eylül’de Santiago’daki atölye çalışmasında yaptığımız gibi, örgütlerdeki ilişki zorluklarına da çözüm bulmak için psikoterapinin kısıtlamalarından sıyrılıp daha geniş bir alanda uygulamaya çalışıyoruz. Ve bence bu gerçekte başarmak istediklerinizle oldukça uyumlu.

Humberto del Pozo: Böylesine dokunaklı ve zenginleştirici bir söyleşiye fırsat verdiğiniz teşekkür ederim sevgili profesör.
Bert Hellinger: Çok iyi sorulardı… Birçok sır ifşa etmek zorunda kaldım. Zevkle.

By Humberto del Pozo in Santiago de Chile, September 1999

İngilizce'den Türkçe'ye tercüme TheHome Workshops ekibi tarafından yapılmıştır. Başka mecralarda paylaşmak isterseniz referans verilmesi gerekmektedir.

İlgili İçerik

Aile Dizimi ve Vicdan

Birçok kişiye göre vicdan, hayattaki her durumda uymamız gereken en yüksek ve nihai otoritedir. Bu, hayatta kalmamızın vicdana uymakla ilgili olduğu gerçeğiyle ilgilidir.

  1. Her ailenin kendi vicdanı vardır. Vicdanımızın yardımıyla, bu aileye ait olmamıza izin verilmesi için ne yapıp yapmamamız gerektiğini doğrudan algılarız. Bu vicdanın talimatlarına uyarsak, vicdanımız iyidir. Bunun anlamı: Ait olabileceğimizden emin hissederiz.
  2. Vicdanımızın talimatlarına uymazsak vicdanımız kötüdür. Kendimizi suçlu hissederiz. Vicdanımız kötü olduğunda ve kendimizi suçlu hissettiğimizdeki his tam olarak nedir?
  3. Kötü vicdan, iyi vicdanımızı yeniden kazanmak için davranışlarımızı değiştirmemize neden olan şeydir, böylece grubumuza ait olma hakkımızdan yeniden emin oluruz.

(Burada iyi vicdan ifadesi, ailenin ortak vicdanıyla uyumlu vicdan anlamında kullanılmıştır. Kişi vicdanen rahattır, aileye ait olması bakımından “iyi”dir, aksi durumda ise aileye ait olmadığı için “kötüdür”.)

İyi vicdan ve kötü vicdan ile ilgili temel hata, vicdanımızın genel bir geçerliliği olduğunu düşünmemizdir, yani sadece bizim için değil tüm insanlar için. Bu nedenle birçok insan vicdanını Tanrı'nın ruhundaki sesi olarak görür.

Farklı ailelerden gelen kişilerin aynı şeyi düşündüğünü göz önüne aldığımızda, başkasının vicdanının talimatları bizim vicdanımızın talimatlarından büyük ölçüde farklı olsa da, iki kişinin de vicdanına başvurduğunda ortaya çıkan zorlukları anlarız. Başkalarını onların vicdanlarına değil de kendi vicdanlarına uymaya zorlamak isterler.

Ailede Vicdan

Aile vicdanının standartlarına aykırı davranan kişi ailesinden dışlanır. Bu dışlama, ailenin vicdanı tarafından haklı çıkarılır ve o kişinin dışlanması talep edilir. Bu bazen bu üyenin öldürülmesine kadar gidebilir. Ya da ailesinde evlilik dışı çocuk sahibi olmak bir utanç olarak kabul edildiğinden, bir kadın çocuğunu saklar ve başkasına verir. Ya da kendisi dışlanmaktan korktuğu için çocuğu aldırır.

Burada iyi vicdanın nasıl yaşamı tehdit edebildiğini görüyoruz. Tersini düşünürsek, bir kadın bu şartlar altında bir çocuğu başkasına verdiğinde veya aldırttığında, denge sebebiyle bedel ödeyerek kendini suçluluk duygusundan kurtarmak ister. Hastalanabilir ya da ölmek isteyebilir.
Ama herkesin kendi bedelini kendisi ödemesi gerekmez. Başka birisinin onların adına bedel ödemesi yeterlidir. Bu da bir vicdan hareketidir. Bedel ödemenin kişisel olması gerekmez.

Bedel ödemeyi kim ister? “Vicdanın Tanrısı”. Ona sunulan tüm fedakarlıklar, özellikle tüm çocuk kurbanlar, bir anlaşmazlığı, çatışmayı çözmeye yarar. Yani, bir dışlanmayı telafi etmeye hizmet ederler.

Bu, telafinin şu anlamda bir yer değiştirmesidir: önce fedakarlık, sonra onay. Bu vicdan hareketi, çocukların ebeveynlerini kurtarmak için onların yerine hastalanmak ya da ölmek istemelerinin arkasındaki şeydir. Aynı zamanda bu vicdan hareketi, her trajedinin arkasındaki temel harekettir. Ancak, burada bir hiyerarşi ihlali vardır: Altta olan birinin hiyerarşinin ihlali edildiğinin farkında olmadan bir üstün yerini aldığı bir hiyerarşi ihlali.

Neden? Vicdan onlara, böylece ailelerine ait olmayı daha çok hak ettiklerini söyler.

Çift İlişkisinde Vicdan

Bir çiftte vicdanın neden olabileceği karışıklık, her bir eşin diğerini kendi vicdanına çevirmeye çalışması gerçeğinde görülebilir. Diğerinin davranışını kendi vicdanlarına göre ölçüp iyi ya da kötü olarak yargılarlar. Bu her iki eş için de geçerlidir. Bu karşılıklı sevgi ve saygıyı azaltarak, ilişkilerde birçok tartışmalara sebep olur. Özellikle de çocukların nasıl yetiştirilmesi gerektiği konusunda.

Çift İlişkisindeki “Evet”

Kendimizi çift ilişkimizdeki vicdanın neden olabileceği karışıklıklardan nasıl kurtarabiliriz? Eşimizi, ailesini ve onların vicdanlarını bizimkine eşit görerek. Onun için onlara şöyle deriz: “Seni olduğun gibi seviyorum, tam olarak olduğun gibi. Anneni olduğu gibi seviyorum, tam olarak olduğu gibi. Babanı olduğu gibi seviyorum, tam olarak olduğu gibi. Aileni olduğu gibi seviyorum, olduğu gibi, çünkü o benimkine eşittir”. Böylece vicdanımızın sınırlarının ötesine bir sevgi adımı atmış oluruz.

Aynısını çocuklarımızla da yapabiliriz. Burada, her şeyden önce, bu adımda başarılı olup olmadığımızı kontrol edebiliriz. Örneğin, bir çocuğa içimizden ve hatta açıkça söyle dersek: "Sende babanı olduğu gibi seviyorum ve bir gün baban gibi olursan mutlu olurum". Ya da "Sende anneni olduğu gibi seviyorum ve bir gün annen gibi olursan mutlu olurum". Ne olur o zaman çocuğa? Mutlu olur. Çünkü ebeveynlerini oldukları gibi sever. Bu cümlelerin ayrı bir etkisi daha olur. Çocuk, kendi yolu için özgürleşmiş olur.

Vicdan ve Sevgi

Vicdanının peşinden giden biri, başkalarını reddeder. Bir kişinin kendi ailesine ait olmasına izin verilmesi için, başkalarının kendilerinden daha az iyi olduklarını ve kendilerinin başkalarından daha iyi olduklarını düşünmeleri gerekir, çünkü başkaları farklı vicdanlara sahiptirler. Dolayısıyla, vicdan, farklı olanlara saygı ve sevgiye karşıdır. İyi ve kötünün, seçilmişle reddedilmişin, hatta cennetle cehennemin arasındaki farklar, vicdandan ötürüdür.

Bu, Tanrımızı büyük ölçüde vicdanımızın standartlarına göre yarattığımız gerçeğiyle ilgilidir. Bu nedenle, O yalnızca vicdanımızın sevdiklerini sever ve bizim vicdanımızın sevgimizden dışladıklarımızı da sevgisinden dışlar. Elbette vicdanları farklı olanların da kendi vicdanlarına uyan bir Tanrıları vardır. Onlar da vicdanlarına ve Tanrılarına uyarak başkalarını dışlarlar. Bu şekilde, bizlerin iyi vicdanı ve diğerlerinin iyi vicdanı, insanları, halkları ve dinleri ayıran bir ayrım çizgisi haline gelir. İyi vicdanları onları birbirine düşürür. Başkalarına yapılan en kötü zulmü haklı çıkarır, örneğin din savaşlarında olduğu gibi.

İngilizce'den Türkçe'ye tercüme TheHome Workshops ekibi tarafından yapılmıştır. Başka mecralarda paylaşmak isterseniz referans verilmesi gerekmektedir.


Aile Dizimi: Hastalıklar, Bağımlılıklar, Aile Diziminde Çalışılan Konular, Temel Yasalar

Bert Hellinger ile yapılan röportajının ikinci bölümü:

Tedavi yöntemleriniz, ağır hasta olan kişiler için de geçerli mi?

Evet, özellikle sorun veya hastalığın sistemik sonuçlardan kaynaklandığı veya en azından katkıda bulunan bir neden olduğu durumlarda.

Devamını oku...


Aile Dizimi: Aile Ruhu, Aile Dizimi, Aile Dizimine Kimler Dahildir?

Aile ruhu nedir?

Aile konusunda çalışmaya başladığımızda, ortak bir prensip ya da güç tarafından yönlendirildiklerine tanıklık ederiz ve ben buna aile bilinci diyorum. Ailenin bazı üyelerinin bilinçsiz bir şekilde belli davranışlara yönelebildiğini gözlemleriz; örneğin eğer aile üyelerinden biri dışlanmış ya da unutulmuşsa, mesela ailede erken ölen bir çocuk, artık kardeşler arasında sayılmıyorsa, sonraki jenerasyonda ailenin bir başka üyesi unutulan çocuğun kaderini alır ve sahip çıkar. Bu kişi ölmek ister ama kimse nedenini anlayamaz.

Devamını oku...


Aile Dizimi ve İlişkiler Üzerine Sohbet

Devani Dilek Yıldız'dan yakın ilişkilerimize ve içine doğduğumuz aile sistemine ait çarpıcı gerçekler üzerine harika bir sohbet ve rehberli bir aile dizimi meditasyonu. Keyifli seyirler ve şifalı dokunuşlar diliyor


Kalıtsal Aile Travmaları ve Aile Dizimi

Ayhan Çakmur, Bert Hellinger'in de öğrencisi olmuş ve birçok yabancı hoca ile birlikte çalışmalar yürüten kurucumuz, Devani Dilek Yıldız'ı kanalında ağırlayarak, aile dizimi ve kalıtsal travmalarla ilgili pek çok önemli soruyu araştırıyor.