Gönüllü Projeler

TheHome Workshops'ın sunduğu Gönüllü Projeler'e ulaşmak için tıklayın!

1. Aşama: 15 dakika

Gevşe ve tüm bedeninin sallanmasına izin ver, enerjinin ayaklarından yukarı doğru yükseldiğini duyumsa. Her tarafa sal kendini ve sallanmanın kendisi ol. Gözlerin açık ya da kapalı olabilir.

2. Aşama: 15 dakika

Dans et ... içinden geldiğince ve bırak bütün beden canı nasıl istiyorsa öyle devinsin.

3. Aşama: 15 dakika

Gözlerini kapa ve kımıldama; ayakta yahut oturarak ... içeride ve dışarıda olanlara tanık olarak.

4. Aşama: 15 dakika

Gözlerin kapalı olarak yere uzan ve hareketsiz kal.

1. Aşama:

Ayakta ya da oturur durumda tercihen gözlerinizi yumun ve anlamsız sözler söylemeye başlayın. Herhangi bir ses ya da kelime, size saçma gelen, anlamsız sesler… Hani sanki insan ırkının bilmediğiniz bir lisanını konuşur gibi. Hangi sesi çıkarmak istiyorsanız onu çıkarın, ama bildiğiniz bir dilde konuşmayın ya da bildiğiniz sözcükleri kullanmayın. İzin verin aksın içinizde dile getirilecek ne varsa, hayatınızda belki de ilk kez izin verin ifade etmeye ya da saçma olmaya.
İzin verin dışarı atmaya, tümüyle delirin, bilinçli olarak çıldırın, akıl hep anlam arar, siz bu kez tüm bedeninizle, elleriniz, yüzünüz, sesinizin perdeleri ile ifade edin, bir şeyleri bastırmaya çalışmadan.
Şarkı söyleyin, ağlayıp sızlayın, bağırın, haykırın, mırıldanın… Bırakın bedeniniz ne istiyorsa yapsın; sıçrayın, yere yatın, gezinin, oturun, tekme atın ve devam edin. Sessiz kalmaya izin vermeyin hiçbir şey gelmezse “la la la la” diye seslenin sadece, ama sessiz kalmayın...

Bu meditasyonu başka kişilerle birlikte yapıyorsanız onlarla hiç bir şekilde bağlantı kurmamayı ya da onlara dahil olmamayı, merak etmemeyi seçin. Sadece size ne olduğuyla kalın.


2. Aşama:

Saçma sapan sözlerden sonra, düşüncelerinizin sizden gittikçe daha çok uzaklaşmasına izin vererek, kendi merkezinizdeki derin sessizliğin içine dinginlikle bırakın kendinizi, kesinlikle hareketsiz ve sesiz kalıp gevşeyin. Yere oturabilir ya da bir sandalye kullanabilirsiniz. Başınız ve sırtınız dik, bedeniniz gevsek, gözleriniz yumulu ve soluğunuz doğal.
Farkındalık içinde olun, tümüyle şimdiki zamanda olun. Düşünceleriniz geçmişe ya da geleceğe gidebilir, belli bir mesafeden izleyin onları, tanık olun, gözlediğiniz şey önemli değildir, gelip geçenlerle (düşünce, duygu, yargılar, bedensel algılar gibi) özdeşleşmemeye ve onların içinde kaybolmamaya izin verin kendinize.


3. Aşama:

Kendinizi sırt üstü yatmaya bırakın, hiçbir şey için çaba göstermeden ya da kontrol etmeye çalışmadan… Bırakın gitsin. Ne beden ne akıl, her ikisinden de ayrılmış bir şey olduğunuz farkındalığıyla tanıklığa devam edin.


Özel notlar:

İzin verin belki de anne karnından beri taşıdığınız bastırılmış duyguların çıkmasına, bedeninizden, kollarınızdan, sesinizden akmasına. İzin verin hayatınızda belki de ilk kez düşünmeden, kurgulamadan, kalıpları takip etmeden, yargılamadan bir şey yapmaya, sadece bedenin içinden akmaya. Çünkü her şey orada saklı, bilinçaltımızda, sinir sistemimizde, kaslarımızda, hücrelerimizde ve belki ilk kez aklı takip etmemeyi deneyimlemeye izin verin. Çünkü o, günler ve geceler boyu hiç durmadan konuşuyor ve biz onun sınırları içinde hastalıklı bir şekilde hapsolabiliyor ya da kaybolabiliyoruz. İzin verin bu kez ötesine geçmeye... Sevgiyle


"Kendine yolculuk ve Hayatı almak " çalışmaları bilgilendirme yazısı / Devani Dilek Yıldız - Mart 2012

Eğer okumak isterseniz aşağıda Soul Curry adlı bir magazinde yayınlanmış bu meditasyonla ilgili bir makaleyi bulabilirsiniz.

Ne kadar önemli ve temel bir ihtiyacımız sadece anlaşılmak ve yanımızda olunduğunun hissedilmesi... Acı ya da yas hisseden birine nasıl yardım edebilirsiniz? Gerçek empati nedir? İnsan olarak aslında en temelde neye ihtiyacımız var? Bu sorularının cevabı için bu videoyu izleyebilirsiniz.

Suçlu hissetmek ve birilerini suçlamak üzerinden kontrolün bizde olduğu yanılgısına nasıl düşeriz?
Aslında kendimizle bağ kuramayıp gerçek duygularımızdan ve bedenimizdeki hislerimizden, kendimizden ve diğerlerinden nasıl uzaklaşırız?
Brene Brown bu videoda cevaplarını veriyor.

Shavasti aile diziminin temel prensiplerinden sadakatle ilgili konuşuyor. Sevdiklerimizden, ailemizden, içine doğduğumuz veya seçtiğimiz toplumlarımızdan, atalarımızdan daha mutlu olabilmeye cesaretimiz var mı? Kendi ışığımızı ne tür bağımlılık ya da inançlarla söndürüyoruz?

Svagito Liebermeister, her birimiz için, kendi biricikliğimiz ve yaratıcılığımızla buluşmanın yolunun içsel enerjimizle buluşmaktan geçtiğini anlatıyor. Meditasyonu hayatımıza dahil ettikçe ve kendimizle çalıştıkça, yaşamın üzerimizden kendiliğinden nasıl yaratıcılığını akıtacağını anlatıyor.

Svagito Liebermeister, var olana açılabilmek ve yaşamımızda geçmişe ve acıya kilitlenmeden, sevgiyle kolayca akabilmek için ailemizin yaşadıklarını derinden anlamamızın ve yaşanmamış travmaların sindirilmesinin önemini paylaşıyor.